17 Şubat 2013 Pazar

3 Önemli Bina Hakkında Kısa Kısa

Ben hep Ulus'taki binalara hayranlık duymuşumdur. Bu bina ne binası acaba, mimarı kimdi diye düşünürdüm ama bir kez de oturup bunları araştırmadım. Ama çok şanslıyım ki benim merakım gibi bunu merak eden ama sadece merak etmekle kalmayıp bunun araştırmasını da yapan bir arkadaşım var, Elmas Aydoğan. O, benim de içinde bulunduğum bir grup insanı geçen yaz topladı ardından da bize Ulus'taki 20 kadar binayı tanıttı. Ben bu geziden o kadar keyif aldım ki blog yazmaya başladıktan sonra Elmas'a benim gibi merak edenler kesin vardır bana bu yazıyı hazırlamamda yardım eder misin diye sordum. Doğum günü hediyem olarak sadece elindeki kaynakları paylaşmadı, bana zaman ayırıp nasıl yazmam gerektiği hakkında yol da gösterdi. Elmas'cığım çook teşekkür ederim.

Şimdi biraz eskiye doğru gidelim Cumhuriyetin İlanı ve oradan da yavaş yavaş ilerleyelim. Cumhuriyet'in İlan edilmesinden sonra bir Ankara başkentimiz var ama daha bomboş bir alan. Hemen ülke için gerekli yapılar sıralanıyor. Kamu binası, okul, müze, halkevi, meclis, banka vb...  Atatürk bu eksikliklerin hızlı bir şekilde giderilmesi için mimarları ve mühendisleri çağırıyor ve esnek çalışma saatlerini ön koşul olarak koyuyor. Yani o zamana genel olarak bakarsak yokluk içinde bir ülke var ve hızlı bir şekilde toparlanmak için kalifiye elemanlara ihtiyaç var. 

1.Ulusal Mimari Akım (1909 - 1930): 1920'li yıllarda hakim olan akım. Önemli temsilcileri; Mimar Kemalettin, Arif Hikmet Koyunoğlu, Giulio Mongeri (İtalyan mimar). 

Türk mimari tarzını yaratmayı hedeflemiştir ama bunu yapmaya çalışırken de Osmanlı'dan etkilenmiştir. Osmanlı'daki saraylar, kervansaraylar, camilerdeki kemerler, sütunlar, sütun başlıkları, süslemeler vb. kamu binalarına yansımıştır. 

2.Ulusal Mimari Akım (1930 - 1950): Modernleşme isteği sonrasında doğmuş mimari akımdır. Önemli temsilcileri; Sedat Hakkı Eldem, Emin Onat, Bruno Taut, Sevki Balmumcu, Seyfi Arkan. 

Bu akımda yapılarda daha az süslemeler görülse de hala Osmanlı ve Selçuklu yapılarının izleri görülmektedir.  Kolay monte edilebilen hafif taşıyıcı sistem ve mekanlara güneş ışığı sağlayan geleneksel ahşap ev mimarileri de bu akımın ürünlerindendir. Ayrıca bu akımda simetri ve anıtsal kavramlara da önem verilmiştir. 

Böylece size bu iki akım hakkında kısacık bir özet geçmiş oldum. Peki bunu neden yaptım? İşte şimdi geldik bu yazının esas kısmına.. Ben bu yazıda tiyatro, opera, bale, konser izlediğimiz benim için çok önemli olan 3 tane binadan bahsetmek istedim (2. Vakıflar Apartmanı, Sergi Evi ve Halkevi). 


 2. Vakıf Apartmanı (1928 - 1930): Şuan ki Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosunun bulunduğu bina... Binanın mimarı Kemallettin Bey. 

Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne kira yoluyla gelir sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Bodrum, dükkanların bulunduğu zemin katın en önemli özelliği birinci kata da yükselen bir tiyatronun da bulunmasıdır. 

İkinci kattan itibaren daireler avluya bakmaktadır. Kemer kullanımı yalnızca zemin katta eşit aralıklarla yerleştirilmiş ayakları birleştiren yarım daire biçimli kemerler ile görülmektedir. Bina bazı özellikleri ile 1. Ulusal olarak görünse de süslemenin en aza indirilmesiyle de ulusal üsluptan ayrılmaktadır.


Sergi Evi (1933 - 1934): Yani bizim bildiğimiz Opera binası. Binanın mimarı Şevki Balmumcu'dur. Genç mimarın tasarımının Milli İktisat ve Tasarrıf Cemiyeti'nin düzenlediği uluslararası bir yarışmada birinciliği alması Türk mimarlarının geleceği açısından ümit verici bir gelişme olmuştur. 

Sergi alanı tüm kütleyi çevreleyen şerit pencerelerden ve üstten ışık almaktadır. Geometrik yalınlık ve pürist yaklaşım yapının içte ve dışta, kütle düzeni ve ayrıntılarında ilk göze çarpan özelliğidir. Yarışma şartnamesindeki "Bina modern mimari tarzında olacaktır." koşulu yerine getirilmiştir. Yapı 1946 yılında Paul Bonatz tarafından Opera Binası'na çevrilmiştir. 


Halkevi (1927-1930): Bu ise Resim Heykel Müzesi. Mimarı Arif Hikmet Koğunoğlu. Bu da bir yarışma projesi sonucunda inşa edilen binadır. Üst kata balkon oluşturan yarı açık, süslü bir vestibülden olan ana giriş vardır, ayrıca ikincil girişler arka ve yan cephelerdedir. 

Bodrumu ve iki katı olan yapının zemin katının ortasında başarılı akustiği ve sahne tesisatıyla tiyatro salonu yerleştirilmiştir. Cephecilik anlayışının bir örneği olan yapıda tüm yüzey bezemeleri ön cephede toplanmıştır. Mimar anılarında Ankara'da ilk kez betonun bu yapıda kullanıldığını söylemiştir. 

Birazcık uzun bir yazı oldu kabul ediyorum ama umarım siz de okurken benim kadar keyifle okursunuz :)

Kaynaklar

Herşeyden önce Elmas Aydoğan en büyük kaynaktı, elindeki derleme yazıları ve kendi kişisel bilgileriyle tekrar teşekkür ederim kendisine.
Resimleri bu siteden aldım.
Ek bilgi için de Vikipedia ve TMMOB Mimarlar Odasının "Bina Kimlikleri" kitabını kullandım.

8 yorum:

  1. Eline sağlık :) F.D.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederiz bu güzel ve bir o kadar da önemli bilgiler için. Yazı hiç de uzun değildi bana kalırsa ve sayenizde yeni şeyler öğrenme fırsatı bulduk. Ayrıca yazınızda kaynak gösterme hassasiyetinde bulunmanız da takdire şayan. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Çok beğendim, derli toplu bir açıklayıcı bir yazı olmuş. Elinize sağlık.
    E.Ö.

    YanıtlaSil
  4. Ankaralı bir sanatsever olarak büyük bir zevkle okudum yazınızı. Küçük ve Oda Tiyatrosunda sayısız oyun izlemişimdir Opera Binası da aynı şekilde Resim Heykel ise okulumun hemen yanı başındaydı. Bu kadar iç içe olduğum yerlerin mimarisini öğrenmek gerçekten güzel oldu. Ayrıca Küçük Tiyatro binasında zamanında Ahmet Hamdi Tanpınar yaşamış bu da benden ufak bir bilgi olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkaları da keyifle okuyunca çok mutlu oluyorum, verdiğiniz bilgi için de çok teşekkür ederim :)

      Sil